FOREX FORUM TR (FOREKS BİLGİ PAYLAŞIM MERKEZİ)
  ANA SAYFA     Ekonomik Takvim     Foreks Haberleri    Brokerlar    Yazarlar     Hakkımızda     VIP Giriş     Foreks TV     Mobil Versiyon
Go Back   FOREX FORUM TR (FOREKS BİLGİ PAYLAŞIM MERKEZİ) > Foreks Analizleri (Temel ve Teknik Analiz)
Foreks Analizleri (Temel ve Teknik Analiz) Pariteler hakkında teknik analiz çalışmalarını bu başlıkta paylaşacağız.
Cevapla
 
Seçenekler
  #61  
Alt 08 Ağustos 2014, 10:13
Ertuğrul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ertuğrul Ertuğrul isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Site Üyesi
 
Üyelik tarihi: 27 Aralık 2012
Mesajlar: 361
Ertuğrul is on a distinguished road
Standart İngilizlere dikkat!

Her şeyden önce, ABD'nin 11 Eylül süreci'nden sonra küre üzerindeki hegemonyasının sarsılmasında İngilizlerin 'sinsi' stratejilerinin belirleyici bir rolü var. Yine 11 Eylül süreci'nden en kârlı çıkan ülkenin İngiltere olduğu gözden kaçmış bir gerçek. Bu süreçte, İngiltere, başta Ortadoğu olmak üzere küre ölçeğindeki bazı önemli stratejik alanlarda inisiyatifi eline geçirmiştir.

11 Eylül süreciyle birlikte küre ölçeğinde çılgınca politikalar izlemesi, ABD'nin küresel hegemonyasının büyük bir sarsıntı geçirmesine neden oldu. Bu sarsıntının gerçek sonuçlarını ancak 10-15 yıl sonra görebileceğiz.

İngilizler, ABD'nin Balkanlara, Kafkaslara ve Ortadoğu'ya ABD'nin yerleşmesinde kilit rol oynadılar. 1990'ların başında Doğu Bloku'nun çökmesi, iki Almanya'nın birleşmesi, Almanya'nın yakın tarihte stratejik olarak gücünün bir ânda birkaç kez artmasıyla sonuçlandı. Almanya, AB üzerindeki belirleyici konumunu pekiştirmek için Avrupa'nın perifesini / çevre ülkelerini karıştırdı. AB'de merkezî bir konuma geçebilmek için Almanya'nın izlediği ve adına 'merkezkaç kuşatması' diyebileceğimiz bir strateji ile önce Balkanların balkanlaşmasına / parçalanmasına giden süreci tetikledi.

Almanya'nın bu dışarıdan, merkezkaç kuşatması stratejisi ile AB'de inisiyatifi ele geçirme girişimlerine Amerikalılar, derhal müdahale etmek istediler. Ancak İngilizler, kuzenleri Amerikalıların 'kulaklarını çekerek', onlara Balkanlara biraz geç müdahale etmelerini söylediler. İngilizlerin önerdikleri ve kendilerinin derhal uygulamaya koyuldukları strateji şuydu: Önce Balkanları iyice karıştırmak; ardından Balkanlarda içinden çıkılması zor bir kriz durumu icat etmek ve son olarak da Balkanlara Avrupa dışından müdahaleyi kaçınılmaz hâle getirmekti.

Amerikalılar, İngilizlerin önerdiği stratejiyi uyguladılar ve sonuçta hem Amerika, hem de İngiltere çok büyük bir stratejik ve siyasî bir kazançla çıktılar. Böylelikle, hem ABD, Balkanlara yerleşmiş; hem de İngiltere, Almanya'ya karşı AB içinde çok büyük bir stratejik avantaj elde etmiş oldu.

İngilizler, Soğuk Savaş döneminin stratejilerinin belirlendiği Yalta Konferansı'nda da kilit rol oynamışlar ve ABD'nin Avrupa'ya müdahale etmesinde doğrudan belirleyici olmuşlardı.

11 Eylül sürecinden sonra ABD'nin küre ölçeğinde büyük yanlışlıklar yapmasında yine İngilizlerin 'oyun'ları çok belirleyici oldu: ABD'nin Kafkaslara, Ortadoğu'ya handiyse yalnız başına girmesinde, art arda işgal girişimlerine soyunmasında İngilizler Amerikalıları inanılmaz ölçülerde tahrik ettiler ve sonunda ABD'nin küresel gücünün ve imajının tahrip edilmesinde çok büyük rol oynadılar. Örneğin, ABD'lilerle birlikte Irak işgaline katılan İngilizler, sessiz sedasız bir şekilde ABD'yi Irak'ta ve bütün Ortadoğu'da yalnız bıraktılar; ateş çemberinin ortasına attılar.

İlk bakışta görünen manzara bu: Ama hiçbir zaman unutmamak gerekiyor ki, İngilizlere aslâ güvenilmez ve İngilizler, en zayıf ânınızda sizi arkanızdan vurma konusunda dünyanın en mâhir ve en tecrübeli 'oyuncu'larıdır.

Burada aslâ unutulmaması gereken nokta şu: Bugün dünyanın yaşadığı büyük küresel ve bölgesel krizlerin hepsi, İngilizlerin dünyanın başına bela ettiği krizlerdir: Örneğin Osmanlı'nın parçalanması ve çökertilmesi, örneğin İsrail'in kurulması ve İslâm dünyasının başına belâ edilmesi, örneğin dünyanın en büyük Müslüman ülkesi olacak Hindistan'ın parçalanması, örneğin Arap dünyasının paramparça edilerek Arap petrolünün bölgeden alınarak bölge dışına akıtılması gibi.

Ben yakın tarihte hem bizim, hem de dünyanın başına örülen büyük çorapların arkasında İngilizlerin olduğu gerçeğini göz önünde bulundurarak İngilizlerle iş yaparken ikinci kez, üçüncü kez dikkatle ve defalara düşünülmesi gerektiğini hatırlatmak isterim.

O yüzden 'İngilizlere dikkat!' diyorum.

Not: 12 yıl önce bu sütunda yayımlanan bu yazımı, bazı okuyuculardan gelen talep üzerine yeniden yayımlıyorum.

Yusuf Kaplan
__________________
Yatırım Tavsiyesi Değildir.
Alıntı ile Cevapla
  #62  
Alt 08 Ağustos 2014, 10:18
Ertuğrul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ertuğrul Ertuğrul isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Site Üyesi
 
Üyelik tarihi: 27 Aralık 2012
Mesajlar: 361
Ertuğrul is on a distinguished road
Standart Financial Times :

"Babacan'ın geleceği merka konusu"

Financial Times'ın Türkiye muhabiri Daniel Dombey'nin gazetenin internet sitesindeki blog yazısının başlığı ise "Türkiye'de bundan sonraki hükümetin kalitesine dair şüpheler var".

Daniel Dombey, Erdoğan'ın birçok kesime göre Pazar günkü seçimin favorisi olduğunu söylüyor.Dombey, Türkiye'nin yüzleştiği en önemli sorunlardan birinin ise daha sonra nasıl bir hükümet tarafından yönetileceği olduğu görüşünde.
Financial Times muhabirine göre bu noktada en önemli konulardan biri de, uluslararası saygınlığı olan ve son aylarda hayal kırıklığı yaşadığını ima eden Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın geleceği.

Dombey'nin yazısı şöyle sürüyor:

"Babacan, yabancı yatırımcılar için bir güven kaynağı. Genelde mali disiplin, yapısal reform, Merkez Bankası'nın bağımsızlığı gibi onların sevdiği politikalar izliyor, mesajlar veriyor. Ancak Babacan'ın üç dönem kuralı nedeniyle önümüzdeki yılki genel seçimlerin ardından hükümetten ayrılması bekleniyor. İş adamları ve yatırımcılar, Pazar günkü seçimlerden sonra nasıl bir hükümet kurulursa kurulsun, Babacan'ın o döneme kadar görevi sürdürmesini umuyor. Babacan'ın hamisi, bir süreliğine siyaset sahnesinden çekilecek gibi görünen Cumhurbaşkanı Abdullah Gül olsa da..."

Financial Times muhabiri bu noktada Ali Babacan'ın, Ziraat Bankası'nın Gülencilerin kurduğu Bank Asya'yı satın almak için görüşmeler yaptığını açıklamasını ise bir "gaf" olarak nitelendirmiş.Daniel Dombey, Başbakan Erdoğan'ın üst düzey danışmanlarından Yiğit Bulut'un Babacan'ı yalanladığını, açıklamalarının piyasalarda spekülasyona yol açtığını söylediğini de eklemiş.
Dombey'nin yazısı şöyle noktalanıyor:

"Yiğit Bulut, Ali Babacan'ın tam tersi bir isim. "Faiz lobisinin" Türkiye'ye zarar vermeye çalıştığına dair görüşleriyle biliniyor. Erdoğan da ısrarlı bu teoriyi dile getiriyor.

"Bulut ayrıca, hava yolu şirketi Lufthansa'nın geçen yılki hükümet karşıtı gösterilerin arkasında olduğunu iddia etmiş, Erdoğan'ın düşmanlarının onu telekinezi yöntemiyle öldürmeye çalıştığını iddia etmişti. Yiğit Bulut'un ekonomi konusunda Ali Babacan'dan daha fazla söz sahibi olduğu bir ülke yatırımcıları tereddüte itebilir.

"Erdoğan'ın Perşembe günü verdiği mesaj ise Babacan'dan çok Bulut kampına yakın görünüyordu. Ana akım bir ekonomi terorisine yönelik saldırısını sürdüren Erdoğan iş adamlarına enflasyonun temel nedeninin mevcut faiz oranları olduğunu söyledi."
__________________
Yatırım Tavsiyesi Değildir.
Alıntı ile Cevapla
  #63  
Alt 08 Ağustos 2014, 10:21
Ertuğrul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ertuğrul Ertuğrul isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Site Üyesi
 
Üyelik tarihi: 27 Aralık 2012
Mesajlar: 361
Ertuğrul is on a distinguished road
Standart Economist: Erdoğan döneminde yeni aşamaya geçiliyor

İngiltere'de yayınlanan haftalık The Economist dergisi, Türkiye'nin Pazar günkü cumhurbaşkanlığı seçimi ile Erdoğan döneminde yeni bir aşamaya geçmek üzere olduğunu yazdı.

Dergideki yazının başlığı, "Despot mu, yoksa kendinden emin bir lider mi?"

Yazıya eşlik eden karikatürde, sultana benzetilen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan başına taktığı sarıkla uçan bir halı üzerinde Başbakan yazılı bir camiden Cumhurbaşkanı yazılı bir camiye uçarken görülüyor.

Economist'teki yazı, Erdoğan'ın birinci turda Türkiye'nin halk oyuyla seçilecek ilk Cumhurbaşkanı olacağından, çok az kişinin şüphe duyduğu tespiti ile başlıyor.
Dergi, kamuoyu araştırmalarının, seçime katılım oranının yüzde 80'inin altında kalması halinde, Erdoğan'ın ilk turda yüzde 55'e yakın bir oyla Cumhurbaşkanı seçileceğini gösterdiğini belirtiyor.

Economist bununla birlikte Erdoğan'ın ailesini de hedef alan Aralık ayındaki yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasını, Soma'da Mart ayında 301 işçinin hayatını kaybettiği maden faciasını, Erdoğan'ın Soma'da bir işçiyi tokatlarken bir danışmanının da bir göstericiyi tekmelerken görüntülenmesini, IŞİD militanlarının Musul'da Türkiye Konsolosluğu'nu basıp Başkonsolos dahil 49 personeli alıkoymasını hatırlatmış okurlarına.

Yazıda, Türk Konsolosluk çalışanlarının, Batı'nın muhtemel müdahalesine karşı canlı kalkan olarak kullanıldığı belirtiliyor.

"Erdoğan manipülasyon ustası"

Economist'e göre Erdoğan'ı, onu eleştirenler bir despot, destekçileri ise kendinden emin bir lider olarak görüyor.
Dergideki yazıda Erdoğan'ın ordunun pençesini söktüğü, başörtüsü yasağını hafiflettiği, Kürtlerle müzakere eden ilk kişi olduğu da vurgulanıyor. Economist bununla birlikte, giderek otoriterleştiğini vurguladığı Erdoğan'ın manipülasyon yapmakta çok usta olduğu görüşünde.

Yazıda bu noktada hatırlatılan olaylarsa; Erdoğan'ın tabanını Gezi protestolarının ardında Yahudilerin ve onların (Economist) dahil medyadaki müttefiklerinin olduğuna inandırması ile yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasının ardından Fethullah Gülen'in bulunduğunu, bunun AK Parti'yi devirmeye yönelik küresel bir komplonun parçası olduğunu söylemesi.

Economist'teki yazı şöyle noktalanmış:

"AK Parti şimdilik Meclis'te, Cumhurbaşkanı'nın yetkilerini artıracak anayasa değişiklikleri için ihtiyaç duyduğu üçte ikilik çoğunluktan yoksun. Daha da kritik olansa ekonominin bocalıyor olması.Enflasyon yükseliyor, büyüme oranı yaklaşık yüzde 4'e düşmüş durumda. Türkiye'nin en büyük ikinci pazarı Irak ve Suriye'yi içine çeken şiddet yüzünden ihracat da azalıyor.

"Sayın Erdoğan, bunların etkileri hissedilmeden, AK Parti'den göreve getirmeyi umduğu kukla Başbakan üzerinden erken seçime gitmeyi düşünebilir. Ancak AK Parti rüyalarını gerçekleştirmeye yetecek sayıda milletvekili çıkaramayabilir. Erdoğan bu durumda daha fazla siyasi taviz karşılığı desteklerini almak için Kürtlere dönecektir. Eğer bu destek gelmezse, Erdoğan'ın gücü sonunda azalabilir ve bu yeni bir lidere yol açabilir.
"Birçok kişi bunun Türkiye için en iyi sonuç olacağını düşünüyor."

Economist'ten Erdoğan'a yanıt

Economist dergisi internet sitesinde de, Başbakan Erdoğan'ın derginin Türkiye muhabiri Amberin Zaman'a yönelik eleştirilerine yanıt vermiş.
Erdoğan Malatya'daki mitinginde Amberin Zaman için "edepsiz kadın" ifadesini kullanmıştı.

Economist ise Amberin Zaman'ın 15 yıldır Türkiye'de görev yaptığını, çok saygı duyulan bir gazeteci olduğunu, Zaman'ın ve onun haberlerinin arkasında olduğunu belirtiyor.

Derginin internet sitesindeki yanıtta şu ifadeler de yer alıyor:

"Demokraside gazetecilerin tehdit edilmesine yer yoktur. Türkiye ise Sayın Erdoğan'ın yönetiminde bağımsız gazetecilik için giderek daha da zor bir yere dönüştü. Medyayı gözlemleyen New York merkezli sivil toplum kuruluşu Freedom House da geçtiğimiz günlerde Türkiye'nin statüsünü düşürmüştü. Freedom House Türkiye'de medyanın artık "kısmen özgür" statüsünde sayılamayacağını ve "özgür olmadığını" belirtmişti."
__________________
Yatırım Tavsiyesi Değildir.
Alıntı ile Cevapla
  #64  
Alt 08 Ağustos 2014, 10:24
Ertuğrul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ertuğrul Ertuğrul isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Site Üyesi
 
Üyelik tarihi: 27 Aralık 2012
Mesajlar: 361
Ertuğrul is on a distinguished road
Standart Pekin'den 'Çin usulü Hristiyanlık' planı

Çin, Hristiyan dinini, Çin kültürü ile birleştirerek sosyalizmle de uyumlu yeni bir teoloji oluşturmayı planladığını açıkladı.

Devlet destekli bir yayın kuruluşu olan China Daily'nin websitesinde yer alan habere göre, din İşleri biriminden üst düzey bir yetkili olan Wang Zuoan Çin'in Hrsitiyanlığın ülke içinde gelişmesini desteklediğini söyledi. Ancak Zuoan'a göre "Çin Hrsitiyanlığı teolojisinin inşası Çin'in ulusal koşullarına uyumlu olmalı."

Zuoan Şangay'da düzenlenen Hristiyanlığın Çinlileştirilmesi konferansında konuştu.Çin'de yaşayan Protestanların sayısının 23 milyon ile 40 milyon arasında olduğu tahmin ediliyor.Bu rakam toplaö nüfusun yüzde 1.7'si ile 2.9'u arasında bir yerde. Ülkede her yıl yaklaşık 500 bin kişi de Protestan olarak vaftiz ediliyor.Ancak Çin'in hükümetteki Komunist Partisi resmi olarak ateist bir parti ve partinin kilise ile olan ilişkileri zaman zaman gerilimli oluyor.
İnsanların ibadet edebileceği yerler resmi olarak onaylanan yerlerle sınırlı ancak Çin'de birçok yeraltı kilisesi de mevcut.

Çin'in Kudüs'ü olarak da anılan ve her 10 kişiden birinin Protestan olduğu Wenzhou kentinde yetkililer yasadışı olarak adlandırdıkları kilise binalarına baskınlar yapıyor.

Taipei Times'ın haberine göre 130'dan fazla kilisede haçlar yerinden kaldırılmış ya da yerinden kaldırılmakla tehdit edilmiş durumda.
Bu kiliselerden bazıları ise tamamen yok edilmiş.
Gazeteye konuşan uzmanlara göre yetkililer bölgede Protestanlığın hızlı yükselişinden rahatsız durumdalar ve buna engel olmak istiyorlar.
__________________
Yatırım Tavsiyesi Değildir.
Alıntı ile Cevapla
  #65  
Alt 08 Ağustos 2014, 10:25
Ertuğrul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ertuğrul Ertuğrul isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Site Üyesi
 
Üyelik tarihi: 27 Aralık 2012
Mesajlar: 361
Ertuğrul is on a distinguished road
Standart Obama'dan orduya 'IŞİD'e saldırı' yetkisi

ABD Başkanı Barack Obama Amerikan ordusuna, gerektiğinde Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) örgütü militanlarına karşı hava saldırıları düzenleme yetkisi verdi.

Barack Obama, Amerikan ordusunun, militanların Erbil'e ilerleyerek ülkesinin çıkarlarını tehdit etmesi halinde harekete geçeceklerini söyledi.

ABD'nin Erbil'de bir konsolosluğu bulunuyor. Amerikalı askeri danışmanların da Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin başkenti olan Erbil'de görev yaptıkları biliniyor.
Obama Beyaz Saray'da yaptığı açıklamada ayrıca, Irak'ta IŞİD'in saldırıları nedeniyle evlerinden ayrılmak zorunda kalanlara havadan gıda yardımı yapılmasına onay verdiğini de duyurdu.
ABD Başkanı, "(Azınlıklara karşı) Olası bir soykırımı önlemek için dikkatli ve sorumlu bir şekilde hareket edebiliriz" dedi.
Öte yandan İngiltere ise ABD'nin insani yardımını mutlulukla karşıladığını söylerken, askeri olarak Irak'a müdahalede bulunmayacaklarını söyledi.
Başbakanlık ofisinden bir sözcü "Askeri bir müdahale planlamıyoruz" dedi.
"Irak hükümeti destek istedi"
Barack Obama, IŞİD'in Irak'ta Ezidilerin yok edilmeleri çağrısı yaptığını ve Irak hükümetinin kendilerinden destek istediğini söyledi.
Obama bununla birlikte Irak'ta herhangi bir kara harekatının söz konusu olmadığını ve ülkesini yeniden savaşa sürükleme niyeti olmadığını belirtti.
ABD, 2003'te müttefikleri ile birlikte işgal ettiği Irak'tan 2011 sonunda çekilmişti.

IŞİD ise Irak'ta son olarak ülkenin en büyük Hristiyan kenti Karakuş'u ele geçirmişti.
Kuzey Irak'taki on binlerce Ezidi ve Hristiyan örgütün son saldırıları sonrası evlerini terk etmişti.
IŞİD, Hristiyanların 2 bin yıldır yaşadığı bölgeyi yağmalamakla da suçlanıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi, Irak'taki son gelişmeler sonrası Perşembe günü acil bir oturumda toplanarak tıklayın IŞİD'in saldırılarını kınamıştı.
Konsey uluslararası toplumdan, Irak hükümetine destek vermesini istemişti.
__________________
Yatırım Tavsiyesi Değildir.
Alıntı ile Cevapla
  #66  
Alt 08 Ağustos 2014, 10:28
Ertuğrul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ertuğrul Ertuğrul isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Site Üyesi
 
Üyelik tarihi: 27 Aralık 2012
Mesajlar: 361
Ertuğrul is on a distinguished road
Standart ABD'den Orta Asya'ya Güvenlik Garantisi

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Rusya ve Avrasya Dairesi Direktörü Celeste Wallander'a göre, Amerika'nın Afganistan'dan önemli ölçüde çekilecek olması, Washington'un Orta Asya ülkelerini istikrarsızlık tehdidine karşı yalnız bırakacağı anlamına gelmiyor.

Amerika bu yılın sonunda Afganistan’dan önemli miktarda asker çekmeye hazırlanıyor. Washington, geride güvenli bir Afganistan bırakmak istediği gibi, sağlam ilişkilere sahip ülkelerin bulunduğu güvenli bir bölge de bırakmayı amaçlıyor. Ancak gerek Afganistan’da istikrar konusundaki kaygılar, gerekse Avrasya bölgesinde oldukça etkili olan Rusya’nın yarattığı belirsizlik, Amerika’yı olduğu kadar bölge ülkelerini de kaygılandırıyor. Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Rusya ve Avrasya Dairesi Direktörü Celeste Wallander bir süre önce üç Orta Asya ülkesi, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan’ı ziyaret etti. Wallander ziyaretleri konusunda Amerika’nın Sesi Özbekçe Bölümü’nden Nevbahar İmamova’nın sorularını yanıtladı.

Bu yılın sonunda Afganistan’daki tüm askerlerini çekmeye hazırlanan Amerika, bölgedeki durumu göz önüne alarak geride on bin kadar asker bırakmayı planlıyor. Bu kararın ardında yatan etkense, bölgede istikrarsızlığın hala devam etmesi ve yeterli güvenlik ortamının bulunmaması. Bu konuda kaygılanan yalnızca Afganistan değil, bölge ülkeleri de benzer kaygıları paylaşıyor. Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Rusya ve Avrasya Dairesi Direktörü Celeste Wallander, bir süre önce ziyaret ettiği Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan’da bu kaygıları gidermeye çalıştığını söylüyor: “Sanıyorum, Amerika’nın askerlerini çekiyor olması, bölgedeki ortaklarımızı tüm sorunlarıyla baş başa bırakıyormuşuz gibi genel ve talihsiz bir izlenime yol açıyor. Ziyaretlerim sırasında bu kaygıları gidermeye çalıştım. Kaygıları anlıyorum ama yersiz. Amerika’nın Özbekistan, Kazakistan ve Kırgızistan’la ilişkileri çok güçlü. Ayrıca Afganistan’la güvenlik, ekonomi ve kalkınma alanlarında işbirliğini sürdürme, güçlü ilişkilerimize devam etme yönünde vaatlerimiz var. Diğer bir kaygı da güvenlikle ilgili. Güvenlik sorumluluğunu devretme konusunda yalnızca Afganistan’la değil, bölge ülkeleriyle ilgili de planlarımız var ve ziyaretlerim sırasında bu planları ayrıntılı bir şekilde anlatma fırsatı buldum. Amerika, bölgedeki tüm ülkelere, kendi güvenliklerini sağlayacak kapasiteye ulaşma konusunda yardım etmeye her zaman hazır. 2014 sonrası hazırlıklarımıza başladık. Bölgedeki tüm ülkelerle güvenlik ilişkilerimiz var. Her ülke farklı olduğu için bu ilişkiler de kendine göre farklı. Her ülkenin farklı gereksinimleri ve çıkarları var. Bundan dolayı güvenlik ilişkilerimizi her ülkeye göre biçimlendiriyoruz. Sınır güvenliği mi önemli, modernizasyon çabaları mı? Bu konularda bölgedeki ortaklarımıza yardıma her zaman hazırız ve bu politikamızı kendilerine iletme fırsatı buldum.”

Bölgede belirsizliği arttıran bir başka unsursa Rusya. Amerika’nın, Moskova yanlısı ayrılıkçılara destek vererek Ukrayna’yı karıştırmakla suçladığı Rusya’nın, bir sonraki adımını hangi ülkeye atacağı bilinmiyor. Bu da eski Sovyet cumhuriyetleri arasında ciddi rahatsızlığa yol açmış durumda: “Bu ülkelerin Rusya’yla uzun süredir devam eden kültürel bağları ve ortak geçmişleri var. Bu ilişkilere bölgedeki halklar da, liderler de çok değer veriyor. Amerika da buna saygı duymak zorunda. Ancak son ziyaretimde de edindiğim izlenim, Rusya’nın ağırlığını yalnızca Ukrayna’ya değil, Avrasya’da da hissettirmeye çalıştığı yönünde kaygı var. Baltık devletlerinin kaygıları da aynı yönde. Rusya büyük bir ülke. Rusya’nın, hareketlerinin komşuları tarafından kaygı, hatta korkuyla izlendiğini anlaması gerek. Bunlar yersiz korkular değil. Rusya’nın Ukrayna’daki faaliyetleri bunun göstergesi. Bu doğal olarak Amerika’nın politikalarını etkiliyor. Çünkü biz de uluslararası toplumun tüm üyelerinin egemenliği ve toprak bütünlüğüne güçlü bir şekilde destek verme konusunda kararlıyız ve yıllardır bu yönde çok yoğun çalıştık. Uluslararası toplumun tüm üyelerinin eşit egemen güçler olarak muamele görmesi yönünde temel güvence ve anlayışa sahip olmamız gerekiyor. Uluslararası toplumun üyeleri belki güçlü ya da zayıf olabilirler, ama uluslararası hukuk karşısında birbirlerine eşit egemen güçler olarak saygı duymak zorundalar. Her anlaşmazlık eninde sonunda çözülür. Her kaygı görüşmeler yoluyla giderilebilir. Ama öncelikli olarak uluslararası ilişkilerin temelini oluşturan saygıya dayanmak zorundayız. Rusya’nın Ukrayna konusunda bu ilkelere saygı göstermiyor olması, uluslararası sistem içindeki ülkeleri kaygılandıran bir unsur. Biz, bölgedeki ülkelerle ilişkilerimize yeni yatırımlar yapmaya çalışıyoruz. Bölge ülkelerine düzenlediğimiz ziyaretlerde Amerika’nın bu ilişkilere verdiği önemi vurguluyor ve ortaklarımızın kaygılarına kulak veriyoruz.”

Celeste Wallender, Amerika’nın Rusya politikalarında önemli bir otorite ve Başkan Barack Obama’ya özel danışmanlık yapıyor. Amerika’nın Sesi Özbekçe Bölümü’nün sorularını yanıtlayan Wallender, Washington’un bölge politikalarını belirlemede Rusya’nın da etkisi olduğunu söylüyor, ama Moskova’nın öncelikli tehdit olduğu görüşünü paylaşmıyor: “Lider konumunda olan bir ülke ne yazık ki önündeki çok sayıda tehdide karşı hazır olmak ve ciddiye almak zorunda. Afganistan konusundaki kaygıların daha acil olduğuna inanıyorum. İstikrarsızlık ve belirsizlik beklentisi nasıl bir tehditle karşı karşıya kalacağımızı da bilinmez kılıyor. Rusya’nın diğer komşuları üzerinde bir baskı oluşturması, bir nebze bu ülkeden kaynaklanan belirsizlik kaygılarını tetikliyor. Bununla birlikte krizin yalnızca Ukrayna’yla sınırlı kaldığı yönünde genel bir kanı var. Rusya uzun vadede uğraşılacak bir zorluk olarak karşımıza çıkıyor. Bu da bize bölge ülkeleriyle ilişkilerimizi güçlendirmede zaman kazandırıyor.”

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Rusya ve Avrasya Dairesi Direktörü Celeste Wallander, bölgesel önceliklerinin Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan gibi ülkelerle var olan ilişkileri daha sağlam bir düzeye oturtmak olduğunu belirtiyor.
__________________
Yatırım Tavsiyesi Değildir.
Alıntı ile Cevapla
  #67  
Alt 08 Ağustos 2014, 10:31
Ertuğrul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ertuğrul Ertuğrul isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Site Üyesi
 
Üyelik tarihi: 27 Aralık 2012
Mesajlar: 361
Ertuğrul is on a distinguished road
Standart Frankfurter Allgemeine Zeitung

“Ne Suriye'deki iç savaş ne de Irak'taki ‘İslam Devleti'nin barbarlıkları bizi ilgilendirir, diye düşünenler durumu artık anlamış olmalı. Karakuş ya da Sincar buradan ne kadar uzak olursa olsun, orada olanlar Almanya'yı da etkiliyor. ‘İslam Devleti' sempatizanları Herford'da sokağın ortasında Yezidilere saldırdığından beri artık Karakuş, Sincar ve Herford'u birbirinden ayırmak mümkün değil. Bu ülkede siyaset kurumu ve dernekler, bir tehlike yaratmayacağı yanlış kabulünden hareketle, Selefist cihatçı nefret kültürünü haddinden fazla zamandır eylemsiz bir biçimde izlemekle yetindi. Yerel siyasetçilerin, güvenlik makamlarının işi başından aşkın diyerek bu tehdidi küçük göstermesi tüyler ürperticiydi.”
__________________
Yatırım Tavsiyesi Değildir.
Alıntı ile Cevapla
  #68  
Alt 08 Ağustos 2014, 10:34
Ertuğrul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ertuğrul Ertuğrul isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Site Üyesi
 
Üyelik tarihi: 27 Aralık 2012
Mesajlar: 361
Ertuğrul is on a distinguished road
Standart İsrail: Türkiye'ye seçimlerden sonra cevap vereceğiz

İsrail Dışişleri Bakanı Liberman’ın, ABD Dışişleri Bakanı John Kerry'i telefonla arayarak “İsrail şu ana kadar Başbakan Erdoğan’ın İsrail’e karşı suçlamalarına cevap vermekten kaçındı. Seçimlerden sonra da bu saldırılar sona ermezse İsrail cevap verecek” dediği bildirildi.

İsrail Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, İsrail Dışişleri Bakanı Avigdor Liberman’ın Kerry’yi telefonla arayarak önceki gece yaptı görüşmede John Kerry’e ABD’nin İsrail’e Birleşmiş Miletler Genel Kurulu'nda önceki gün yapılan oturumda İsrail karşıtı bağlayıcı kararın önlenmesine karşı verdiği kesin destekten dolayı teşekkür ettiği bildirildi.
Liberman’ın görüşme sırasında ayrıca Türkiye konusuna da değinerek, “İsrail, Türkiye ile gerginliği tırmandırmak istemiyor. İsrail şu ana kadar Başbakan Erdoğan’ın İsrail’e karşı suçlamalarına ve sert beyanatlarına cevap vermekten kaçındı. Umarım gelecek hafta sonu yapılacak seçimlerden sonra bu saldırılar sona erer. Eğer ermezse İsrail cevap verecek” dediği ifade edildi.
İsrail ve Türkiye arasında Mavi Marmara sonrası kopan ilişkiler, ABD Başkanı Obama’nın geçen yıl İsrail’e yaptığı gezi sırasında, İsrail Başbakanı Netanyahu’nun, Başbakan Erdoğan’ı telefonla arayarak özür dilemesi ile ilişkilerin normalleşmesi yönünde başlatılan görüşmeler, İsrail’in Gazze üzerinde yaptığı ablukayı kaldırma şartına karşı çıkması nedeniyle yeniden çıkmaza girmişti.
__________________
Yatırım Tavsiyesi Değildir.
Alıntı ile Cevapla
  #69  
Alt 08 Ağustos 2014, 10:36
Ertuğrul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ertuğrul Ertuğrul isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Site Üyesi
 
Üyelik tarihi: 27 Aralık 2012
Mesajlar: 361
Ertuğrul is on a distinguished road
Standart Avrupalı çiftçiler Brüksel’den tazminat talep ediyor

Batı Avrupa basını, Rusya’nın ilan ettiği gıda yaptırımlarıyla ilgili Avrupalı tarım üreticilerinin kaygılarına ve neredeyse paniğe dönüşen tepkisine dikkat çekiyor.

Basına göre AB’nin yaptırımlarına yanıt olarak kabul edilen tüm bu tedbirler, Avrupa’da ekonomik krize ivme kazandırabilecek. Oysa çoğu Avrupa ülkesinde ekonomilerin zaten durgunluk eşiğinde olduğu kaydedildi.
Fransız gazetesi Le Monde, “Rusya uluslararası yaptırımlara yanıt veriyor” başlığıyla verdiği haberde, Rusya’nın resmen yaptırım savaşına girdiğini belirtti.
AB’den tazminat talep etmeyi planlayan Yunan meyve ve sebze ihracatçıları da alarm çalıyor. Değerlendirmelerine göre Rusya’nın getirdiği ambargo, bu yılın meyve ve sebze hasadını yok edecek.
Alman Spiegel gazetesi, Alman şirket Rheinmetall’in “öfkeli” tepkisine dikkat çekiyor. Şirket, Mulin’de askeri eğitim merkezinin yapım projesinin iptal edilmesi nedeniyle Almanya hükümetinden tazminat talep edecek. Zararını 20 milyon avro olarak hesaplayan Rheinmetall, Almanya Ekonomi Bakanı Sigmar Gabriel’e sert eleştiriler yöneltti.
Avusturya’nın Der Standard gazetesi, Rusya’nın verdiği yanıtın, Avrupa Birliği’ndeki tüm gıda üreticilerini tehdit ettiğini yazdı. Geçtiğimiz yıl Rusya’ya 238 milyon avroluk ihracatta bulunan Avusturya şirketlerine de darbe indirildiği ifade edildi. Ülkedeki çifti birliklerin, hem Avusturya hükümetinden hem de Avrupa Birliği’nden tazminat talep edeceği kaydedildi. Çifçiler, Başbakan Werner Faymann’ı yaptırımlardan yana oy kullanarak Avusturyalı üreticileri tehlikeye atmakla suçladı.
Rusya’nın ambargosundan en çok, Rusya’ya süt ürünlerini tedarik eden Fin şirketler etkilenecek. Finlandiya Başbakanı Alexander Stubb, ihracattaki iptallerin ekonomik krizi tetikleyebileceğini açıkladı. Bu bağlamda ülkenin Brüksel’den tazminat talep etmeye hazırlandığını vurguladı.
__________________
Yatırım Tavsiyesi Değildir.
Alıntı ile Cevapla
  #70  
Alt 08 Ağustos 2014, 10:38
Ertuğrul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ertuğrul Ertuğrul isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Site Üyesi
 
Üyelik tarihi: 27 Aralık 2012
Mesajlar: 361
Ertuğrul is on a distinguished road
Standart ABD ve AB'nin yerini Türkiye alacak

Rusya, ABD ve AB'den tarım ve gıda ürünleri ithalatına yasak koydu. Kararın ardından Türkiye’nin bu alanda Moskova ile işbirliğini arttıracağı yönündeki haberler ön plana çıktı.


Rusya Bitki Koruma ve Karantina Federal Servisi Rosselhoznadzor Başkanı Sergey Dankvert, yarın Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Müsteşarı Nihat Pakdil ile bir telefon görüşmesi yapacak. Rus kurumundan yapılan açıklamaya göre, Dankvert ve Pakdil, Türkiye'den Rusya’ya meyve ve sebze sevkiyatının arttırılmasını konuşacak.
Rusya, Türkiye'den süt ürünleri de ithal edecek
Öte yandan Sergey Dankvert, Türkiye’den süt ürünleri alacaklarını da ifade etti. Dankvert, “Daha önce Türkiye süt ürünlerinin Rusya’ya ithalatından yanaydı. Ama biz bu konuya hazır değildik. Bugün ise Rusya piyasasını Türk süt ürünlerine açıyoruz” dedi.
Moskova merkezli Rus Türk İşadamları Birliği (RTİB) Başkanı Naki Karaaslan ise Türkiye'nin açığı kapatacak önemli ülkelerden biri olduğunu belirterek, Ankara'nın bu şansı iyi kullanması gerektiğini vurguladı.
Brezilya, Rusya’ya ihracatı arttırmaya hazır
Brezilya Hayvansal Protein Birliği Başkanı Francisco Turra, Brezilya te sanayiinin Rus pazarındaki ABD'li ihracatçıların yerini almaya hazır olduğunu açıkladı. Brezilya'nın Rusya'ya yılda 60 bin ton tavuk eti ihraç ettiğini belirten Turra, bu rakamı 210 bin tona çıkarabileceklerini ifade etti.
Rusya, et konusunda sıkıntı yaşamamak için geçtiğimiz günlerde Brezilya'da 5 şirkete ihracat izni vermişti. Brezilyalı şirketler Rusya'ya geçen sene toplam 1,2 milyar dolarlık et ihracatı gerçekleştirmişti.
Arjantin, Rusya’ya ihracat için çözüm arayacak
Arjantinli et üreticileri, Rusya'ya ihracatı arttırmak istediklerini belirterek, Moskova'yı Buenos Aires yönetimi ile masaya oturmaya çağırdı. Arjantin Et Sanayii Odası Başkanı Miguel Sciariti, "Arjantin yönetiminin et ihracatına yasak koymasına rağmen, Rusya ile işbirliğini geliştirmek istediklerini belirterek, "Bunun için Arjantin yönetimi kararını gözden geçirmeli. Ayrıca Rusya ve Arjantin arasında diplomatik çalışmalar yürütülmeli" dedi.
Arjantin hükümeti, daha önce aldığı kararla et ve et ürünlerinin yurtdışına ihraç edilmesini yasaklamıştı.
__________________
Yatırım Tavsiyesi Değildir.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hizli Erisim


.


Powered by vBulletin®
2008 © 2019 ForexForumTR Tüm Hakları Saklıdır.